Anasayfa » HABAŞ Yerli Otomobil Projesi: TOGG’dan Sonra Türkiye’nin İkinci Yerli Otomobil Markası mı Geliyor?
Türkiye otomotiv sanayisinde uzun süredir beklenen yeni bir yerli marka hamlesi giderek somutlaşıyor. Sanayi, enerji, çelik ve ağır makine alanlarında faaliyet gösteren HABAŞ, binek otomobil üretimine yönelik çalışmalarını hızlandırırken, projenin 2026 yılı sonuna doğru kamuoyunun karşısına çıkması bekleniyor.
Yeni otomobil projesini özellikle dikkat çekici hale getiren unsur ise yalnızca Türkiye’de üretilecek olması değil. Projenin tasarım tarafında Ferrari, BMW, MINI ve McLaren gibi dünya çapında markalarda görev yapmış Frank Stephenson bulunuyor. Son bilgilere göre ilk etapta sedan ve crossover modeller üzerinde çalışılırken, daha geniş tasarım programında SUV ve hafif ticari araç segmentleri de yer alıyor.
HABAŞ‘ın binek otomobil üretim üssü ise sıfırdan kurulacak bir tesis olmayacak. Şirket, Honda’nın Türkiye’deki otomobil üretimini sonlandırmasının ardından devraldığı Kocaeli Şekerpınar’daki eski Honda fabrikasını yeni yerli otomobil projesinin merkezine dönüştürüyor. HABAŞ’ın kendi resmi internet sitesinde de eski Honda Türkiye binek otomobil fabrikasının satın alındığı ve binek otomobil üretim projesi üzerinde çalışmaların devam ettiği açıkça belirtiliyor.
Peki HABAŞ’ın yerli otomobili ne zaman çıkacak? İlk araç elektrikli mi olacak? Sedan ve crossover dışında SUV üretilecek mi? Hangi motorlar kullanılacak? Frank Stephenson projede tam olarak ne yapıyor? Yeni marka TOGG’a gerçekten rakip olacak mı?
HABAŞ’ın yeni yerli otomobil projesiyle ilgili şu ana kadar ortaya çıkan bütün detayları bir araya getirelim.
HABAŞ’ın otomobil projesi, şirketin bugüne kadar ağırlıklı olarak ticari araçlar ve ağır sanayi tarafında oluşturduğu üretim yetkinliğini binek otomobil pazarına taşımasını amaçlayan kapsamlı bir yatırım olarak öne çıkıyor.
HABAŞ hâlihazırda otomotiv sektöründe faaliyet gösteriyor. Şirketin resmi ürün gamında çekici ve kamyonların yanında otobüs, midibüs ve farklı ticari araç projeleri bulunuyor. Dolayısıyla binek otomobil yatırımı HABAŞ açısından tamamen yeni bir sektöre girişten çok, otomotiv faaliyetlerinin yeni bir aşamaya taşınması anlamına geliyor.
Planlanan yatırımın ticari ve binek araç üretiminin tamamı için yaklaşık 1 milyar Euro seviyesinde olduğu daha önce HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun tarafından açıklanmıştı.
Yeni dönemde hedef yalnızca birkaç otomobil üretip sınırlı bir pazara sunmak değil. HABAŞ‘ın kendi açıklamalarında otomotivde “dünya markası olma” hedefi vurgulanıyor. Şirket; dayanıklı, teknolojik, düşük işletme maliyetine sahip ve çevreye duyarlı araçlardan oluşan daha geniş bir ürün gamı oluşturmayı amaçlıyor.
Son günlerde proje için kullanılan en yaygın ifade “TOGG’dan sonra ikinci yerli otomobil” oldu. Bu ifade belirli bir açıdan doğru olsa da ne anlama geldiğini iyi açıklamak gerekiyor.
HABAŞ projesinin öne çıkan tarafı, şirketin yerli sermayeli bir sanayi grubu olmasıdır. Güncel haberlerde yeni markanın TOGG’dan sonra yüzde 100 yerli sermayeli ikinci büyük ölçekli binek otomobil girişimi olması beklendiği aktarılıyor.
Ancak “yüzde 100 yerli sermaye” ile “otomobilin bütün parçalarının yüzde 100 Türkiye’de üretileceği” aynı şey değildir.
Yerli sermaye, şirketin sahiplik ve finansman yapısını ifade eder. Yerlilik oranı ise motor, elektronik bileşenler, batarya, şanzıman, yazılım, çelik, plastik, cam ve diğer parçaların ne kadarının Türkiye’de üretildiğini gösteren farklı bir kavramdır.
Bu nedenle HABAŞ’ın yeni otomobili için bugün en doğru ifade:
Yüzde 100 yerli sermayeli, Türkiye’de geliştirilecek ve üretilecek yeni bir otomobil markası
şeklindedir.
Aracın gerçek yerlilik oranı ise seri üretime geçildiğinde kullanılan tedarik zinciri ve teknik bileşenlerle netleşecektir.
Yeni binek otomobillerin üretim merkezi Kocaeli Şekerpınar’daki eski Honda fabrikası olacak.
Honda, Türkiye’de yaklaşık 24 yıl süren üretim faaliyetlerinin ardından Civic Sedan üretimini 2021 yılında sonlandırmıştı. Fabrikanın gayrimenkulü aynı yıl HABAŞ’a devredildi.
Bu tesisin HABAŞ için önemli bir avantajı bulunuyor. Çünkü burası geçmişte seri binek otomobil üretiminin gerçekleştirildiği mevcut bir otomotiv fabrikası.
Şirket yalnızca Türkiye’deki eski Honda tesisini satın almakla kalmadı. Güncel bilgilere göre Honda’nın İngiltere’de kapanan fabrikasından bazı üretim ekipmanları da satın alınarak Türkiye’ye getirildi.
Böylece HABAŞ, otomobil üretimine sıfırdan fabrika inşa etmek yerine mevcut otomotiv altyapısını modernize ederek başlamayı hedefliyor.
HABAŞ’ın Şekerpınar fabrikasında binek otomobil üretim kapasitesini yıllık yaklaşık 75 bin adet seviyesine çıkarmayı hedeflediği bildiriliyor.
Bu hedef gerçekleşirse proje küçük ölçekli butik üretimden ziyade seri otomobil üretimine odaklanan gerçek bir sanayi yatırımı haline gelecek.
75 bin adetlik yıllık kapasite özellikle yeni kurulacak bir marka açısından önemli. Bununla birlikte kapasite ile fiili üretim aynı anlama gelmez. Fabrika 75 bin araç üretebilecek altyapıya sahip olsa bile ilk yıllardaki gerçek üretim adedi pazar talebi, tedarik zinciri, ihracat ve satış ağına göre daha düşük olabilir.
Şirketin bugüne kadar açıkladığı planlara göre binek otomobil tarafında iki temel gövde tipi öncelikli durumda:
HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun daha önce şirketin binek araçlarda sedan ve crossover olmak üzere iki farklı model üretmeyi planladığını açıklamıştı. Bu plan 2026’daki güncel haberlerde de korunuyor.
Dolayısıyla markanın ilk etapta klasik bir sedan ile modern SUV-hatchback karışımı bir crossover model üzerinden pazara girmesi bekleniyor.
Türkiye otomobil pazarının son yıllarda SUV ve crossover modellere yöneldiği düşünüldüğünde, crossover versiyonun markanın satış hacmi açısından kritik ürünlerinden biri olması şaşırtıcı olmayacaktır.
Burada projenin önemli bir başka boyutu ortaya çıkıyor.
Frank Stephenson Design tarafında yer alan proje tanımına göre üzerinde çalışılan yeni Türk otomotiv markasının başlangıç tasarım kapsamı yalnızca sedan ve crossover ile sınırlı değil.
Tasarım programında:
segmentleri bulunuyor.
Bu durum ilk gün dört modelin birden satışa çıkacağı anlamına gelmiyor.
HABAŞ tarafından daha önce yapılan açıklamalarda ilk binek otomobiller için sedan ve crossover öne çıkarılırken, SUV ve hafif ticari araçların daha geniş ürün ailesinin ilerleyen aşamalarını oluşturabileceği görülüyor.
Başka bir ifadeyle HABAŞ tek modelden oluşan bir otomobil projesi değil, zaman içinde genişleyebilecek yeni bir marka ve model ailesi üzerinde çalışıyor.
HABAŞ projesinin dünya otomotiv basınında da ilgi çekebilecek en önemli yönlerinden biri Frank Stephenson bağlantısı.
Stephenson, otomotiv tasarım dünyasının en bilinen isimlerinden biri. Kariyerinde BMW, MINI, Ferrari, Maserati, Fiat ve McLaren gibi üreticilerde önemli görevler üstlendi. MINI Hatch, ilk nesil BMW X5, Ferrari F430 ve McLaren P1 gibi otomotiv tarihinde iz bırakmış modellerde tasarım çalışmalarına imza attı.
2026’da yayımlanan sektör haberlerine göre HABAŞ’ın yeni otomobil projesinin tasarım sürecinde Stephenson görev alıyor. Stephenson’ın kendi tasarım şirketinde ise HABAŞ adı doğrudan belirtilmeden “büyük yeni bir Türk otomotiv üreticisi” için yeni marka ve tasarım dili oluşturulduğu bilgisi yer alıyor.
Bu ayrıntı oldukça önemli. Çünkü projede yalnızca bir otomobilin dış görünüşünün çizilmesi söz konusu değil.
Projenin açıklanan tasarım kapsamı oldukça geniş.
Frank Stephenson Design’ın görevi:
ilk eskizlerden başlayarak 3D modellemeye, yüzey çalışmalarına, fiziksel model değerlendirmelerine, mühendislik desteğine ve üretim kalıplarına kadar uzanan uçtan uca otomobil tasarım sürecinin yönetimini içeriyor.
Daha da önemlisi yeni otomobille birlikte sıfırdan yeni bir marka tasarım dili oluşturulması planlanıyor.
Bu, HABAŞ’ın mevcut bir yabancı otomobilin lisans altında üretilmiş versiyonunu yalnızca farklı logoyla piyasaya çıkarmak yerine kendine ait görsel kimlik oluşturmayı hedeflediğine işaret ediyor.
Ön ızgara, aydınlatma imzası, gövde oranları, kokpit tasarımı ve gelecekte gelecek farklı modeller arasındaki aile benzerliği bu tasarım dilinin parçaları olacak.
Projede dikkat çeken bir başka detay ise Stephenson’ın Türkiye’ye tamamen yabancı olmaması.
1959 yılında Fas’ta doğan tasarımcı, çocukluk yıllarının bir bölümünü İstanbul’da geçirdi. Güncel haberlere göre 11 ile 16 yaşları arasında ailesiyle İstanbul’da yaşayan Stephenson bu dönemde Türkçe de öğrendi.
Dolayısıyla kariyerinin çok daha ilerleyen bir döneminde yeni bir Türk otomobil markasının tasarımında görev alması, proje açısından sembolik bir anlam da taşıyor.
Şu an ortaya çıkan bilgiler, HABAŞ’ın ilk binek otomobil stratejisinin yalnızca tamamen elektrikli otomobil üzerine kurulmadığını gösteriyor.
Şirketin daha önce açıkladığı planlarda üç farklı güç aktarma sistemi bulunuyor:
Bu üç versiyon HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun tarafından 2024 yılında açıklanmış ve 2026’da çıkan güncel haberlerde de aynı plan aktarılmış durumda.
Bu strateji HABAŞ’ı TOGG’dan belirgin şekilde ayırabilir.
TOGG yeni nesil tamamen elektrikli araç markası olarak kurulurken HABAŞ’ın ilk ürün gamı içten yanmalı motor ile elektrik destekli güç ünitelerini birlikte barındırabilecek daha geniş bir yaklaşım izliyor.
Plug-in hibrit versiyon Türkiye pazarı açısından özellikle dikkat çekebilir.
PHEV sistemde otomobilin bataryası dışarıdan şarj edilebilir. Günlük kısa mesafelerin önemli bir kısmı elektrik motoruyla tamamlanabilirken uzun yol gerektiğinde içten yanmalı motor devreye girebilir.
Böylece kullanıcı:
Şehir içinde elektrikli sürüş imkanına sahip olurken, uzun yolculuklarda tamamen elektrikli otomobillerde yaşanabilecek şarj planlama ihtiyacını azaltabilir.
Ancak batarya kapasitesi, elektrikli menzil, motor gücü ve yakıt tüketimi gibi teknik bilgiler henüz resmi olarak açıklanmış değil.
Bu nedenle şimdiden kesin menzil veya tüketim değerleri vermek doğru olmaz.
Bu konu halen en fazla merak edilen başlıklardan biri.
HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü tarafından 2024 yılında yapılan açıklamalarda binek otomobil projesinde Volvo motorlarının, hafif ticari araç tarafında ise Renault motorlarının değerlendirilmekte olduğu belirtilmişti.
Ancak otomobil geliştirme projelerinde motor ve tedarikçi planları seri üretime kadar değişebilir.
Bu nedenle HABAŞ’ın 2026 sonunda tanıtılması beklenen nihai otomobilinde hangi üreticinin motorunun kullanılacağı konusunda resmi teknik açıklama beklemek gerekiyor.
Burada “yüzde 100 yerli sermaye” ifadesinin neden “her parçası yüzde 100 yerli olacak” anlamına gelmediği de daha iyi anlaşılıyor.
HABAŞ’ın elektrikli ticari araç tarafındaki deneyimi gelecekteki binek araç projesi açısından önemli olabilir.
Şirketin ticari araçlarında kendi batarya paketleme teknolojisini kullandığı ve elektrikli ağır ticari araç çözümleri geliştirdiği bildiriliyor.
Bu birikimin ileride HABAŞ’ın plug-in hibrit veya olası tamamen elektrikli binek modellerine aktarılması mümkün.
Ancak binek otomobil için batarya hücresi, paket kapasitesi veya tamamen yerli batarya kullanılacağı yönünde henüz doğrulanmış teknik detay bulunmuyor.
HABAŞ bugün yalnızca otomobil üretmeye hazırlanan bir sanayi kuruluşu değil; ticari araç üretim altyapısı oluşturmuş durumda.
Şirketin otomotiv faaliyetleri arasında çekici ve kamyon üretimi bulunuyor. Ayrıca şehir içi ve şehirler arası taşımacılık için dizel, elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli otobüs projeleri geliştirildiği bildiriliyor.
Binek otomobil üretiminin Şekerpınar’da, ticari araç çalışmalarının ise Manisa tarafında yürütülmesi planlanıyor.
Dolayısıyla yeni yerli otomobil, HABAŞ’ın otomotivdeki ilk ürünü değil; fakat şirketin yüksek hacimli tüketici binek otomobili pazarındaki ilk büyük adımı olacak.
Bugünkü en güncel beklenti, otomobilin 2026 yılı sonuna kadar tanıtılması yönünde.
Burada önemli bir tarih değişikliği bulunuyor.
HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun 2024 yılında yaptığı açıklamada binek otomobilin 2025 sonuna doğru tanıtılmasının hedeflendiğini söylemişti.
Ancak bu takvim gerçekleşmedi.
Ağustos 2026 itibarıyla gelen son bilgiler, tanıtım hedefinin 2026 sonuna kaydığını gösteriyor.
Otomotiv projelerinde homologasyon, prototip, tedarikçi, üretim hattı, güvenlik testleri ve kalıp süreçleri nedeniyle takvim değişiklikleri olağan kabul edilebilir.
“2026 sonunda tanıtılacak” ifadesini “2026 sonunda bayilerde satılacak” şeklinde yorumlamamak gerekiyor.
Bir otomobil önce dünya veya Türkiye prömiyerini yapabilir. Ardından homologasyon, seri üretime hazırlık, bayi yapılanması, servis organizasyonu ve fiyatlandırma süreçleri tamamlanır.
Bu nedenle HABAŞ otomobilinin:
2026 sonunda tanıtılması mümkün olsa bile satış başlangıcının daha sonraki bir tarihte gerçekleşmesi olasıdır.
Resmi sipariş ve teslimat takvimi henüz açıklanmış değil.
Bu da henüz kesinleşmeyen ilginç başlıklardan biri.
Bugün proje kamuoyunda ağırlıklı olarak “HABAŞ otomobili” şeklinde anılıyor. Ancak Frank Stephenson Design tarafındaki açıklamada “yeni bir Türk otomotiv markası” oluşturulmasından söz edilmesi, araçların farklı bir tüketici markası altında piyasaya sürülme ihtimalini gündeme getiriyor.
Dolayısıyla nihai otomobilin kaputunda doğrudan HABAŞ logosu mu bulunacağı yoksa grup tarafından yeni bir otomobil markası mı oluşturulacağı henüz açıklanmış değil.
Bu konu, 2026 sonunda beklenen tanıtımın en önemli sürprizlerinden biri olabilir.
Henüz resmi fiyat bulunmuyor.
Aynı şekilde:
de açıklanmış değil.
HABAŞ‘ın ürün konumlandırmasına ilişkin en önemli ipuçlarından biri şirketin resmi otomotiv vizyonunda düşük işletme maliyetine vurgu yapılması.
Ancak bu otomobilin doğrudan uygun fiyat segmentinde konumlanacağı anlamına gelmez.
Frank Stephenson tasarımı, hibrit teknolojiler ve yeni marka yatırımı dikkate alındığında fiyat stratejisinin modelin gerçek teknik özellikleri açıklandıktan sonra değerlendirilmesi gerekir.
HABAŞ’ın yeni otomobili sık sık “TOGG’a rakip” olarak tanımlanıyor. Pazarda belirli modellerin birbirleriyle rekabet etmesi mümkün olsa da iki projenin başlangıç stratejileri oldukça farklı.
TOGG tamamen elektrikli, teknoloji odaklı yeni nesil mobilite markası olarak kuruldu.
HABAŞ tarafında şu anda açıklanan plan ise:
benzinli + hibrit + plug-in hibrit güç sistemlerini birlikte sunabilen daha klasik çoklu motor stratejisine dayanıyor.
Ayrıca HABAŞ sedan ve crossover ile başlayıp SUV ve hafif ticari araçlara genişleyebilecek çok segmentli bir ürün ailesi hedefliyor.
Dolayısıyla TOGG ve HABAŞ bazı segmentlerde doğrudan rakip olabilir ancak iki markanın ürün stratejileri birebir aynı görünmüyor.
HABAŞ projesinin önemi yalnızca yeni bir yerli otomobil markasının ortaya çıkması değil.
Proje başarılı olduğunda:
yerli tedarikçiler için yeni siparişler oluşturabilir, mühendislik ve Ar-Ge istihdamını artırabilir, Türkiye’deki otomotiv tasarım kabiliyetini geliştirebilir ve geçmişte Honda üretimi yapan fabrikanın yeniden yüksek hacimli binek araç üretimine dönmesini sağlayabilir.
Türkiye uzun yıllardır Ford Otosan, Renault, Toyota, Hyundai ve Tofaş gibi üreticiler sayesinde Avrupa’nın önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri.
Ancak yerli sermaye ile küresel marka oluşturmak farklı bir aşama.
Bu açıdan HABAŞ’ın başarısı yalnızca kaç otomobil satacağıyla değil, Türkiye’den uluslararası pazarlara açılabilecek sürdürülebilir bir otomotiv markası oluşturup oluşturamayacağıyla ölçülecek.
HABAŞ’ın resmi otomotiv sayfasında açık şekilde “dünya markası olma” hedefinden söz ediliyor.
Bu ifade, projenin yalnızca Türkiye iç pazarına yönelik olmadığını düşündürüyor.
Ancak hangi ülkelere ihracat yapılacağı, Avrupa homologasyonu, distribütör yapılanması veya ihracat başlangıç tarihi henüz açıklanmış değil.
Özellikle Avrupa pazarına giriş hedeflenirse emisyon standartları, güvenlik testleri, yazılım mevzuatı ve Euro NCAP gibi kriterler projenin önemli aşamalarından biri olacaktır.
Ağustos 2026 itibarıyla projeyle ilgili doğrulanmış veya güçlü şekilde desteklenen ana bilgiler şöyle özetlenebilir:
Proje artık ciddi şekilde ilerliyor olsa da otomobil satın almak isteyen kullanıcı açısından kritik birçok detay henüz bilinmiyor.
Bunların başında:
geliyor.
Dolayısıyla internette şimdiden dolaşan kesin fiyat, menzil veya performans rakamlarına temkinli yaklaşılması gerekiyor.
Projenin elinde önemli avantajlar bulunuyor.
Buna karşılık yeni bir otomobil markası oluşturmak oldukça zor.
Başarı yalnızca aracın güzel tasarlanmasına bağlı olmayacak. Fiyatlandırma, güvenilirlik, yedek parça, servis ağı, ikinci el değeri, yazılım kalitesi, garanti, yakıt ekonomisi ve kullanıcı deneyimi en az otomobilin kendisi kadar belirleyici olacak.
HABAŞ’ın binek otomobil projesi, Türkiye otomotiv sektörünün son yıllardaki en dikkat çekici yatırımlarından biri olmaya aday.
Şirketin Kocaeli Şekerpınar’daki eski Honda fabrikasını yeniden binek otomobil üretimine hazırlaması, yaklaşık 1 milyar Euro’luk otomotiv yatırım planı, sedan ve crossover ile başlayacak model stratejisi ve Frank Stephenson’ın projeyle ilişkilendirilmesi, bunun basit bir konsept çalışmadan çok daha geniş kapsamlı bir sanayi projesi olduğunu gösteriyor.
En büyük beklenti ise 2026 yılının sonuna doğru.
HABAŞ planlanan takvimi tutturursa Türkiye, TOGG’un ardından yerli sermayeli yeni bir binek otomobil markasının ilk ürünlerini görmeye başlayabilir.
Ancak proje hakkında bugünden kesin konuşulmaması gereken noktalar da bulunuyor. Araçların fiyatları, teknik özellikleri, gerçek yerlilik oranları, motor tedarikçileri ve satış tarihi henüz açıklanmadı.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl belirleyici gelişme, HABAŞ’ın prototip veya seri üretime yakın ilk sedan ve crossover modelini kamuoyuna göstermesi olacak.
Eğer şirket güçlü tasarımı rekabetçi fiyat, yüksek üretim kalitesi, sağlam servis ağı ve doğru teknolojiyle birleştirebilirse HABAŞ’ın yeni otomobili yalnızca “ikinci yerli otomobil” olarak değil, Türkiye’den dünyaya açılabilecek yeni bir otomotiv markasının başlangıcı olarak tarihe geçebilir.
Hizmetlerimiz